The Life Aquatic with Wes Anderson

Biraz geç de olsa izlemek istediğim son iki Wes Anderson filmini de izledim geçen hafta. The Darjeling Limited, The Royal Tenenbaums ve Bottle Rocket‘ı izledikten sonra fazlasıyla etkilenmiştim bu adamın tarzından. The Life Aquatic with Steve Zissou ve Rushmore izledikten sonra da bu kanaatim iyice sağlamlaştı. Wes Anderson filmlerine geçmeden önce kendisiyle ilgili birkaç detay vereyim.

1969 yılında Texas’ta doğan Wes Anderson’un gerçek adı Wesley Wales “Wes” Anderson. Wes Anderson gibi biri için ne kadar önemli emin değilim ama The Royal Tenenbaums ile bir Oscar adaylığı var. Çok yakın dostu Owen Wilson ile üniversite yıllarında tanışıyorlar ve birlikte Bottle Rocket’i çekiyorlar. Rushmore filmine ismini veren Rushmore lisesi aslında Anderson’un da okulu olan St. John’s School.

Wes Anderson filmlerini genellikle aynı oyuncularla çekiyor. Bu özelliğiyle Owen Wilson ve Luke Wilson kardeşlere ve de Jason Schwartzman‘a hayranlık beslememe vesile olmasının yanında “Bill Murray Gerçeğiyle” doya doya yüzleşmemi de sağladığı ortada. Ve son olarak Anderson filmlerinde seçtiği müziklerle de adından her zaman söz ettirmesiyle de biliniyor.

Şimdi Wes Anderson filmlerinden kısaca bahsedelim…

Bottle Rocket:

Aslında 2 tane Bottle Rocket var. İlki 1994 yılında senaryosunu Owen Wilson ile birlikte yazdıkları kısa film olan Bottle Rocket. Bu kısa filmi kullanarak 1996 yılında aynı hikayenin uzun metrajlı versiyonunu yapıyor. İçerisinde arkadaşlık ilişkilerini, aile içi ilişkileri ve aşkı Wes Anderson absürtlüğünde bulabileceğiniz ilginç bir “hırsızlık” filmi. Kişisel olarak en sevdiğim Wes Anderson filmleri arasında.

Rushmore:

1998 yapımı Rushmore’un senaryosunu yine Owen Wilson ve Wes Anderson birlikte yazmışlar. Film Rushmore lisesinin tek burslu öğrencisi olan Max Fischer’ın aynı okulda öğretmenlik yapan Rosemary Cross’a aşık olması ve o sıralarda arkadaş olduğu Herman Blume ile arasında geçen hikayeyi anlatıyor. Max dersleri dışında herşeyle ilgilenen -aslında- yetenekli bir çocuk, okuldan mezun olmaksa neredeyse tek kabusu. Rosemary  1 yıl önce kocasını kaybetmiş “yalnız” bir kadın. Mr. Blume ise evli, 2 çocuk babası, Vietnam’da ön cephede savaşmış varlıklı bir adam. Görünüşte mutlu olmasını beklediğimiz bu adam aslında Rosemary’nin değimiyle kendisinden bile nefret eden, hayattan umduğunu bulamadığını düşünen birisi.

The Royal Tenenbaums:

2001 yılında çekilen filmin senaryosunda yine Wes Anderson’u Owen Wilson ile birlikte görüyoruz. Hemen belirteyim beni en çok etkileyen ve en çarpıcı bulduğum Wes Anderson filmidir The Royal Tenenbaums. Richie Tenenbaum’un intihar sahnesini gözümü kırpmadan, kalp çarpıntısıyla nasıl izlediğimi hiç unutmayacağım sanırım.* Tenenbaums ailesi çoluklu çocuklu geçmişte çok başarılı olmuş ve herkes tarafından tanınan bireylerden oluşan bir aileyken zamanın onlara sadece başarısızlık, mutsuzluk ve hayal kırıklığı getirişini anlatan bir hikaye The Royal Tenenbaums. İzlenmesi gereken Wes Anderson filmleri arasında ilk sıraya rahatlıkla koyabilirim bu filmi.

The Life Aquatic with Steve Zissou:

Son zamanlarında iyice çaptan düşmüş olan ve artık iyi işler çıkaramayan efsanevi deniz araştırmacısı ve belgesel yapımcısı Steve Zissou’nun son derece umutsuz bir şekilde daha önce hiç görüntülenememiş Jaguar köpek balığının peşinde gidişi ve bu sırada yıllar sonra varlığından haberdar olduğu (ya da başından beri haberdar olduğu) oğlu Ned Plimpton ile arasında bir türlü kurulamayan baba-oğul ilişkisi üzerine zaman zaman komik zaman zaman duygusal seyreden bir film. Filmin senaryosunu Wes Anderson, Noah Baumbach ile birlikte yazmış.

The Darjeeling Limited:

Bahsedeceğimiz son film 2007 yapımı The Darjeeling Limited. Birbirinden uzak ve çok farklı üç kardeşin babalarının ölümü üzerine Hindistan’da yaptıkları uzun bir tren yolculuğunu ve bu yolculuk esnasında birbirlerini tanımaya başlamalarını anlatan bir film. Film Türkiye’de “Küs Kardeşler Limited Şirketi” gibi enteresan bir isimle yayına girmişti. Filmde standart Wes Anderson oyuncularının yanı sıra Adrien Brody‘yi de görüyoruz.

francisforcoppola

Francis Ford Coppola kızı Sofia 1979 yılında Apocalypse Now için Cannes Film Festival’inde.

The Life Aquatic with Steve Zissou (2004)

* Spoiler: The Royal Tenenbaums, Richie Tenenbaum’un intihar sahnesi: http://irt.me/i1X

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s